|
CICHLID BALIKLARININ İTİNALI
BAKIMI
Dişi ve erkek Cichlid balıkları yumurtaları ve
yavrularıyla yakından ilgilenirler. Balıklardan biri, yumurtaların
bulunduğu yerin yukarısında durur ve devamlı olarak kuyruk ve
yüzgeçleriyle onları yelpazeler. Dişiyle erkek birkaç dakikada bir nöbet
değiştirirler. Yelpazelemenin amacı yumurtaların iyi gelişebilmeleri için
daha fazla oksijen sağlamaktır. Bu çalışma ayrıca mantar sporlarının
yumurtaların üzerine yerleşerek gelişmelerini de önler.

Cichlidlerin yumurtalarıyla ilgilenmelerinin temelinde
yumurtaların temizliğinin sağlanması vardır. Bunun için döllenmemiş
yumurtaları da yiyerek geriye kalan sağlıklı yumurtaların hastalanmasını
önlerler. Daha sonraki evrede ise yumurtaları bulundukları yerlerinden
alarak kumda kazdıkları oyuklardan birine götürürler. Taşıma işlemini ise
her seferinde ağızlarına birkaç yumurta alarak yaparlar. Biri çukura
giderken, diğeri nöbet bekler. Daha sonra yine aynı işlem tekrarlanır.
Yavrular yumurtadan çıktıkları zaman dişiyle erkek onları dikkatle korur.
Genellikle yumurtadan yeni çıkan yavrular hep birarada kalırlar, gruptan
biri ayrıldığında dişi ya da erkek bu yavruyu ağzına alarak tekrar
diğerlerinin yanına götürür. Cichlid balıklarının yavruları için en
korunaklı yer annelerinin ağzıdır.
DÖRTGÖZLÜ BALIK
Suyun ve gözün
yüzeyinin (korneanın) kırılma indisi neredeyse aynı olduğu için suyun
altındaki nesnelerden yansıyan ışık korneadan direkt olarak geçer ve daha
yüksek kırılma indisine sahip olan mercekteki retina üzerinde kırılarak
odaklanır. Diğer yandan havanın korneaya göre daha düşük bir kırılma
indisi vardır, bu nedenle ışık ikinci defa bükülür. Anableps benzersiz
olan yumurta şeklindeki mercekleri kullanarak her iki görüntüyü de net
olarak görür. Merceğin alt gözbebeği ile aynı sırada olan kısmı tipik bir
balık gözü merceği gibi yuvarlanmıştır bu şekilde yüzmekte olan bir böcek
larvası retina üzerinde odaklanabilmektedir. Daha az yuvarlak olan üst
kısım ise insan gözüne daha fazla benzemektedir ve havadaki cisimlere
bakıldığı zaman ortaya çıkan iki defa kırılmayı telafi eder. Bu sayede bir
sivrisineği de net olarak görülebilir. Kafanızı su dolu bir havuzun
içerisine sokun, gözlerinizi açın ve elbette her şeyi bulanık
gördüğünüzü fark edeceksiniz.

Benzer bir mantıkla içinde bulunduğu ortamdan dışarıya
çıkarılan bir balığında bulanık bir görüşe sahip olacağını tahmin etmek
zor olmayacaktır.
Güney Meksika'dan Güney Amerika'nın kuzeyine
kadar olan nehirlerde ve göllerde yaşayan bir balık türü suyun hem içinde
hem de dışında son derece iyi görebilmektedir. Anableps adını taşıyan bu
balık daha çok dört göz olarak tanınır. Suyun dışını net olarak görmek bir
yana, havadaki nesnelere bile odaklanabilmektedir.

Dört göz balığın gerçekte iki gözü bulunmaktadır. Ancak her
göz her biri kendi odak uzaklığına sahip iki yarım küreden oluşmuştur. Bu
Anablepslerin aynı anda iki farklı görüş özelliği sahip olmalarının
nedenini açıklayan kusursuz bir dizaydır. Suyun yüzeyinin biraz altında
yüzerken su yüzeyinin üzerinde kalan göz bebekleri de havayı taramakta, bu
arada suyun altında kalan alt göz bebekleri de su dünyasını
incelemektedir. Bu şekilde balık hem uçan hem de yüzen canlılarla
beslenebilmekte veya onlardan kaçabilmektedir.
ISTAKOZ'UN MÜTHİŞ BİR YÖN
BULMA KABİLİYETİ
Göç eden canlılar, araştırmacıları daima
şaşkınlık içinde bırakmıştır. Monark kelebekleri, kuşlar ve somon
balıkları gibi bazı hayvanlar uzun yolculuklarında yollarını şaşırmadan
hedeflerine varabilmektedirler. Şimdi bu canlılara bir yenisi daha
eklendi; üstelik bu seferki daha da şaşırtıcı.

Karayipler civarında yaşayan Panulirus argus türüne ait
dikenli ıstakozlar üzerinde yapılan bir araştırma, bu canlıların sadece
yön tayini değil yer tayini de yapabildiklerini ortaya koydu. Buna göre
dikenli ıstakozlar, hiç bilmedikleri bir yere bırakılmış olsalar da
yönlerini hatta 'yerlerini' bulabiliyorlar.
Karayipler civarında
yaşayan dikenli ıstakozlar genellikle Atlantik Okyanusu'nun batısında
Brezilya ile Bermuda arasında bulunuyorlar. Bazıları göçmen ama çoğu
günlerini mercan kayalıklarının içinde geçiriyor.
KILIÇ BALIĞININ
GÖZÜNDEKİ ISITMA SİSTEMİ
Görme olayı bir dizi kimyasal olaylar
sonucunda gerçekleşir. Hava serinledikçe kimyasal reaksiyonlar daha uzun
zaman alır. Bu nedenle soğuk kanlılar sınıfına giren canlılar, eğer hızlı
hareket eden nesneleri görmek istiyorlarsa kendilerini ısıtmak
durumundadırlar. Bu nedenle, son derece soğuk derin deniz sularındaki
kılıçbalıklarının avlanamaması gerekirdi.

Oysa kılıçbalıkları denizin 600 m. dibinde, ısının 5 dereceye
kadar düştüğü yerlerde bile mürekkep balıklarını kovalayabilirler. Saate
60 km. hızla yüzen avlarını takip edebilmek için kılıçbalığının gözlerinin
ısısını 20-25 derecede tutması gerekmektedir.

Kılıç balıkları; vücut kaslarından gelen ısının gözlerine
aktarıldığı özel bir ısıtma sistemine sahip olarak yaratılmışlardır. Bu
ısıtıcı sistem balığın, gözlerinin görme işlevi için gerekli ısıyı sağlar.
Kılıçbalıkları bu sayede denizin 600 m dibinde, ısının 5 dereceye kadar
düştüğü yerlerde bile mürekkep balıklarını kovalayabilirler.
AUTILUS'TAKİ ÜSTÜN
TASARIM
Denizaltılarda bulunan dalış tankları suyla dolunca
gemi sudan daha ağır hale gelir ve dibe dalar. Eğer tanktaki su, basınçlı
hava ile boşaltılırsa, denizaltı tekrar su yüzüne çıkar.
Nautilus
adı verilen bir deniz hayvanı da aynı yöntemi kullanır. Nautilus'ün
vücudunda 19 cm. çapında salyangoz kabuğu biçiminde spiral bir organ
vardır. Bu organda birbiriyle bağlantılı 28 tane "dalış hücresi" bulunur.
Peki ama, Nautilus suyu boşaltmak için gerekli basınçlı havayı nereden
bulur?
Nautilusun vücudunda biyokimyasal yolla özel bir gaz
üretilir ve bu gaz kan dolaşımı ile hücrelere aktarılarak hücrelerden
suyun çıkması sağlanır. Bu şekilde Nautilus avlanırken ya da
düşmanlarından kaçmak için daha derine inebilir veya yüzeye çıkabilir.

Bir denizaltı sadece 400 m. dibe batabilirken, Nautilus için 4000
m. derinliğe dalmak son derece kolaydır. Bu derinlikte nautilusun
üzerindeki suyun etkisi, hayvanın her cm2'sine 400 kilodan fazla ağırlığın
etkimesiyle eşdeğerdir.

PALYAÇO BALIĞININ
VÜCUDUNA
BİR KİMYASAL TESİS NASIL SIĞAR?
Deniz şakayıkları
zehirli kollara sahiptir. Eğer bir balık bu kollara değecek olursa
kendinden geçerek ölür ve şakayıka yem olur. Başka baklıkların
yanaşamadığı bu zehirli kollar. Palyaço balıkları için son derece güvenli
bir yuva teşkil eder. Peki palyaço balığı nasıl olupta diğer balıklar gibi
zehirlenmemektedir?
Palyaço balığının vücudu özel bir kimyasal
madde ile kaplıdır. Bu madde zehirin balığın vücuda etki etmesini
engeller.
Bilindiği gibi kimyasal maddeler teknolojik aletler
yardımı ile belli bir denetim altında çok özel ortamlarda ve uzman kişiler
eşliğinde üretilirler. Oysa denizin dibinde bir balıkta hiç bir tesis hiç
bir mühendis olmaksızın aranan nitelikte kimyasal maddeler üretilmektedir.

Balığın şakayıktaki kimyasal salgıyı bilmesi, üstelik
bu salgıyı tesirsiz kılacak maddenin formülündende haberdar olması ve buna
uygun üretim yapması elbette bir yaratılış delilidir. Palyaço
balığının kendi kendine böyle bir sistemi oluşturması, kimyasal
madde formülleri keşfetmesi asla mümkün değildir.

|