Erkan Tuna, CHP
Genel Başkan Yardımcısı Onur
Öymen'in oğlu
Onur Öymen ile
Maktum'un 3 milyar dolarlık inşaat projesi yaptığı arazinin içinde
kalan tapulu yerini kullandığı için 9 ay hapis yattı. Güvenlik
nedeniyle tapulu arsasına giremeyen Erkan
Tuna, "Ben yattım,
onlar kaymağını yiyor.
Bu adalet mi?" dedi
Didimli çitfçi Erkan Tuna, CHP Genel Başkan Yardımcısı
Onur Öymen'in oğlu Burak'ın da ortağı olduğu Capital Partners
şirketinin güvenlik elemanlarının kendisini arazisine sokmadığını
söyledi.
Dedesinin mülkü olan arazisini 1970 yılında amcaları
Fehmi ve Abdurrahman Tuna'dan satın aldığını belirten Erkan Tuna,
"1985 yılında Orman İdaresi buraların orman olduğu gerekçesiyle bizi
mahkemeye verdi. 1988 yılında kendi arazimi kullandığım için 9 ay
hapis 350 bin YTL para cezasına çarptırıldım. 1989 yılında buralarda
tapulama işlemi yapıldı ve 2B tahdit komisyonu geldi. 1998 yılında
Bodrum A.Ş, inşaat izni için dava açtı, mahkeme 10 Ekim 2003'te Bodrum
A.Ş lehine karar
verdi. Orman İdaresi
de bu karara ses çıkarmadı. Benim tapulu yerlerim de bu arazi içinde
kaldı. Varımı yoğumu kaybettim, mahvoldum. Şimdi tapulu arazim
bu arazinin içinde kaldığı için
girmeme dahi izin vermiyorlar" dedi.
Bana
da zarar devlete de
Çelişkili bilirkişi raporlarıyla orman arazisinden
çıkarılan arazideki agacların korunması gerektiğini anlatan Erkan
Tuna, bölgede 3 kez bilinçli olarak yangın çıkarıldığını da iddia
etti. Dedelerinden kalan topraklara sahip olabilmek için çok acı
çektiğini söyleyen Erkan Tuna, "Dört çocuğum vardı. Çocuklarımı
çiftçilik yaparak büyüttüm. Bir çocuğum ise kaza sonucu hayatını
kaybetti. 18 Haziran 2000'de İzmir Yeşilyurt'ta ben babamı
defnederken, 40 dönümlük ekili arazimin de içinde bulunduğu ormanı
ateşe verdiler. 1985 yılından beri devlet yakılan yerlere ağaç
dikmekten, onlar da yakmaktan bıkmadı. Arazinin Bodrum A.Ş'ye resmi
olarak geçmesinden kısa bir süre önce 25 Haziran 2005'te bölgede bir
yangın daha çıkardılar. Bölgede İmar çıktı. İmara karşı dilekçe
verdim.
20 Aralık 2006'da Muğla Valiliği'ne 1/5 bin ölçekli
Nazım İmar Planı ve 1/bin'lik Uygulama İmar Planı'na, 40 yıldır
tasarrufumda olan zeytinli tarlamı kullandığım için imar dışına
çıkarılması için itiraz ettim Ancak Valilik 5 Şubat 2007'de askıya
çıkarılan ve son günü itiraz ettiğim halde, askı süresi bitiminden
sonra itiraz ettiğimi ve mahkeme aracılığıyla itiraz etmem gerektiğini
belirten cevap verdi. Yani garibanın hakkını savunmasına bile kanun
önünde geçerli değil.
Kanunsuzlukla tek başıma mücadele ediyorum. Bu arazilerde tüyü
bitmemiş yetimlerin hakkı var. Devlet 1985-2006 yılları arasında 223
milyon fidan dikti. Sadece dikilen fidanların parası milyonlarca lira
eder. Bu paraları kim ödeyecek?
Benim arazim zenginler tarafından hukuksuz bir şekilde göz göre göre
gasp ediliyor. Bu ülkede hukuk yok mu?"
diyerek isyan ediyor.
Vatandaş Erkan Tuna arazisine sokulmazken, içinde 14 köy, 7 adet
de bu memleketin güzelim koyunu içinde barındıran 5 milyon
metrekare arazideki bu güzelim doğa ve ağaçlar, turizm tesisi adı
altında katledilerek betondan tesisler dikilecek. Bu gün kendi
toprağına giremeyen vatandaşın yanı sıra, bu ülke insanları da bu
ülke toprağı ve kıyılara bir daha adım bile atamayacaklar. bu
ülkede Kıyı Kanunu olmasına rağmen, ne kıyılarımız, ne koylarımız
ne de ormanlarımız korunabiliyor. bu doğa harikası yer önümüzdeki
yıllarda betonlaştırılacak.
Şirket mülkiyet
hakkını da kıyı kanununu da tanımıyor
Bodrum'da 4
milyon 800 bin metrekare araziye dev turizm tesisi yapmak için kolları
sıvayan CHP Genel Başkan Yardımcsı Onur Öymen'in oğlu Burak Öymen'in
ortağı olduğu Capital Partners şirketi, ne mülkiyet hakkı ne de kıyı
kanunu tanıyor. 5 milyon metrekare araziye kimsenin girmemesi için
kulubeler yerleştiren şirket, görevlendirdiği özel güvenliklerle araç
ve yaya girişine izin vermiyor. Bölgede toprağı olan vatandaşları da
arazisine sokmuyor. Kıyı kanununun 6. maddesine göre, " Kıyı, herkesin
eşitlik ve serbestlikle yararlanmasına açık olup, buralarda hiçbir
yapı yapılamaz; duvar, çit, parmaklık, telörgü, hendek, kazık ve
benzeri engeller oluşturulamaz. Kıyılarda, kıyıyı değiştirecek boyutta
kazı yapılamaz; kum, çakıl vesaire alınamaz veya çekilemez. Kıyılara
moloz, toprak, curuf, çöp gibi kirletici etkisi olan atık ve artıklar
dökülemez."
Ancak Çevre ve
Orman Bakanlığı 13 Ağustos 2007'de 5 milyon metrekarelik arazinin 106
hektarlık bölümünü özel orman ilan etti. Bunun üzerine Onur Öymen'in
ortağı olduğu şirket, Bakanlığa dava açtı. Dava gerekçesi ise şunu
gösteriyor. 'Ben illa 5 milyon metrekare alanın tamamına beton
tesisleri dikeceğim. 12 milyon ağaç keseceğim. Bize Bakanlık ta
karışamaz. Çünkü kendi toprağımız'. Peki Bu arazinin içinde tapulu
arazisi olan ve arazisine şirket tarafından sokulmayan vatandaş Erkan
Tuna ne yapsın? Hukuk zenginlere işleyip gariban vatandaşa mı
işlemiyor?
Bakanlığın tüm vatandaşların kamu adına yaptığı bu düzenlemeye destek
vermek için harekete geçen Sivil toplum Örgütlerinden İstanbul Çevre
Konseyi ve Doğa Savaşçıları Çevre Koruma Derneği, 26 Mart 2008
tarihinde ayrı ayrı olarak davaya Bakanlık yanında müdahil olmak için
Muğla 1. İdare Mahkemesi'ne başvurdular. Çevreciler böylece Bakanlığın
yanında yer alarak, davalara katılım hakkı isteyerek, bölgeyle ilgili
her türlü bilgi, belge ve dökümanı mahkemeye vererek, bu alanlarda
bilinerek çıkarılan yangınlarla, orman arazilerinin nasıl imara
açıldığının iç yüzünü mahkemeye sunacaklar.